BKM Blog

Finans Sektöründe “Ortak Hizmet Kuruluşları”

Dünyada finans sektörü her zaman ekonominin önemli sürükleyicilerinden biri konumunda olmuştur. Bir taraftan sunulan hizmetlerin çeşitliliği artarken, globalleşme ve hızla değişen teknolojiler sonucunda ortaya çıkan iş ve teknik gereksinimler, artan regülasyon baskısı gibi çeşitli nedenlerle maliyetler de sürekli artış göstermiştir. Bankalar hem rekabetin artmasıyla, hem de düzenlemeler ile gelir baskısı altında kalırken maliyetleri düşürebilecek alternatif modeller ortaya çıkmıştır.

Bankaların birçoğu, çok benzer ve farklılaşmayan operasyonlarını kendi bünyelerinde nerdeyse birbirleriyle tıpta tıp aynı yöntemlerle gerçekleştiriyorlar. Durum böyle olunca, bankalar bu operasyonları kapsamında finans sektöründe herhangi bir katma değer yaratamıyor ve sektör herhangi bir ölçek ekonomisi oluşturamıyor. Bankalar son 10 yıldır dış kaynak kullanımı ile faaliyetlerinde katma değer üretmeyen kısımları dış kaynaklara devrederek, personel giderlerinden tasarruf etmeyi ve kalan kalifiye işgücünü daha fazla verim almayı hedeflemiştir. Son dönemde ise revaçta olan “Ortak Hizmet Kuruluşları” teknoloji, bilgi işlem ve süreç yönetimi gibi belirli alanlarda karşımıza çıkıyor ve aslında henüz denenmemiş birçok operasyonun Ortak Hizmet Kuruluşlarıyla yönetimi için de zemin hazırlıyor.

Ortak Hizmet Kuruluşları (OHK), “kullanım başına ödeme” karşılığında teknoloji, bilgi işlem ve süreç yönetimi gibi alanlarda birden fazla firmaya dışarıdan hizmet veren kuruluşlardır. Globalde bu kuruluşlara verilebilecek en iyi örneklerden biri Asya Pasifik bölgesinde Citibank ve UBS ortaklığında kurulan “Post Trade Plus” (Alım-Satım Sonrası Artı) platformu. Bu platform, broker’lara kapsamlı alım-satım sonrası çözümler sunarak, temel iş alanlarına odaklanabilmelerini sağlıyor. Ortaklıkta UBS tüm ‘orta-ofis’ fonksiyonlarını gerçekleştirirken, Citibank ise takasa dair fonksiyonları gerçekleştiriyor. Hem Türkiye’de, hem globalde iki veya daha fazla bankanın birleşerek kurduğu, ATM’ler ile ilgili altyapı ve süreçleri destekleyen organizasyonlar da verilebilecek örnekler arasında yer alıyor. İngiliz Finansal servisler alanında uzmanlaşmış olan Yönetim ve Bilişim Danışmanlığı şirketi Capco, bu konudaki araştırmasında Ortak Hizmet Kuruluşları’nı “kahve dükkanı” analoguyla anlatıyor. Sabahları işinize giderken bir Americano içebilmeniz için tüm masraflarıyla bir kahve dükkanı işletmenize gerek yok. Kahve başına cüzi bir ücret karşılığında, kaliteli bir hizmet görmeniz mümkün. Böylelikle kahve başına sadece kahveye ait direk masraflara göre ücretlendiriliyor olursunuz, yüksek meblağlı ve riskli altyapı harcamalarının altına girmezsiniz.

Eğer Farklılaşmıyorsan, Kendin Yapma

Özellikle rekabetçi pazarlarda farklılaşma, markalara önemli bir rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Bu farklılaşma inovasyon, müşteri deneyimi ve müşteri memnuniyeti gibi unsurlardan doğmaktadır. Fakat bankaların bazı belli başlı operasyonları böyle bir farklılaşmayı gerektirmiyor ve tüm kuruluşlar bu tip operasyonları neredeyse aynı şekilde gerçekleştiriyor. Özellikle bu tip fonksiyonlarda OHK’lardan ciddi yararlar sağlanabilir. Tabii bu kuruluşları maksimum düzeyde entegre edebilmek, pazar oyuncularının kafalarındaki soru işaretlerini ve sektörel bazı engelleri gidererek gerçek olabilecektir.

Capture128062016

Sektörün Tam Entegrasyonu Önündeki Engeller Neler?

Öncelikle, firmalardaki kültürel ve organizasyonel ayrılıklar, bu tip havuz sistemlerine geçişlerde uyuşmazlıklar yaratabiliyor. İkinci olaraksa, şirket için uygulamalardaki standardizasyon eksikliği ve teknolojilerdeki istikrarsızlıkların bu tip platformlara geçerken doğurabileceği potansiyel uyuşmazlıklar var.

Son olarak bilgi güvenliği kafalardaki en büyük soru işaretlerinden birisi. Havuz mantığıyla kullanılacak bu tip platformların bilgi güvenliğine ciddi önem vermesi ve yatırım yapması gerekmekte. Bilgi korunumunun bu kadar önemli olduğu bir dönemde, bu tip bir havuza bilgi sağlama düşüncesi, bankaların ortak bir platformlara giriş yapmasına engel olabilecek bir baskı yaratıyor.

Bunların yanı sıra, bazı kompleks müşteri süreçlerinin bu tip kuruluşlar yardımıyla basitleşmesi beklenmekte. Bankalar bu karmaşıklığın müşteriler üzerinde “kilitleme” etkisi yarattığını, yani oluşan zorluktan dolayı müşterilerin banka değiştirmekte zorlandığını ifade ediyor. Bu zorluk ortadan kalktığında banka değiştirmenin önündeki engellerin azalacak olması bankaları bireysel olarak endişelendiren bir durum.

Bankaların ortak çabalarıyla kurulabilecek olan bu tip organizasyonlarda akla gelen bir başka sorun da çatışan menfaatler ve ortakların bu kurumdaki farklı yönetimsel güçleri. İster istemez bankaların bu kurumlardaki farklı pozisyonları pazarda bazı adaletsizliklere sebep olabilir.

Ortak Hizmet Kuruluşlarının Yaratabileceği Fırsatlar

Ağırlaşan yasal düzenlemelerin gerekliliklerini karşılayabilmek bankaların önemli bir zamanlarını almakta. Bu kadar yoğun bir iş yükünün altında bankaların bu konuya yaklaşımlarını analitik biçimde değerlendirmeye fırsatları olmamış gibi gözüküyor. Aslında düzenlemeler alanında kurulabilecek bir ortak menfaat kuruluşu, bankaları ciddi bir iş yükünden ve masraftan kurtarabilir gibi görünüyor.

Bankaların korkularından biri olan ortak hizmet kuruluşlarının ortakları arasındaki fırsat çatışmaları, sektöre girmesi gereken tam bağımsız kuruluşlar yardımıyla çözülebilir. Böylelikle sektöre hem daha kaliteli hizmet veren, hem de pazardaki adil düzeni bozmayan kaynaklar yaratılabilir.

Cognizant’ın var olan en iyi uygulamalar üzerinden yaptığı araştırmaya göre bu platformlarla yaratılacak standardizasyon ve verimlilik sayesinde bankalar maliyetlerinde %30-%40 arasında tasarruf sağlayabilirler. Ayrıca bankalar temel ve temel olmayan aktivitelerini bu yöntemle ayrıştırabileceğinden, müşterilerle ilgili faaliyetlere daha fazla zaman ayırabilirler.

Bankalar bir taraftan bu platformlar ile en verimli iş modelini kurgulamaya çalışırken, diğer taraftan finans sektöründeki yeni oyunculara, Fintech’lere karşı pozisyonlarını belirlemeye çalışıyorlar. Fintechler müşterilere en doğru çözümü sunma konusunda iddialı. Buna karşın bankalar operasyonlarını standartlaştırarak OHK’lardan fayda sağlarken diğer tarafta da müşteriye değer yaratan hizmet ve ürünler sunabilmek için Fintechler ile işbirliklerine giriyorlar. Günün sonunda eskiden hantal bankalardan oluşan finans sektörü artık hem verimlilik hem de müşteri odaklı daha parçalı yapılara doğru ilerliyor.

Kaynaklar

http://www.capco.com/services/utilities/read-more

https://www.cognizant.com/InsightsWhitepapers/the-networked-bank-utility-concepts-to-transform-the-operating-model-codex1086.pdf

Yazar: Aslı Çırağan