BKM Blog

Mikro Anlar

mikro-20anlar

Mobil hayatımıza girmesiyle birlikte tüm alışkanlıklarımızı değiştirdi.  Artık eskisi gibi bilgisayarımızı açarak çevrimiçi duruma geçmemiz gerekmiyor, mobil cihazlarımız sayesinde sürekli çevrimiçi yaşıyoruz.

İnternet ortamındaki sınırsız bilgi kaynağı, bizi her zaman seçim yapmaya teşvik ediyor. Zamanımızı değerlendirmek önemli bir hal alıyor. Bu yüzden bilgiye, mekan ve zaman bağımsız erişirken karar mekanizması her zaman son kullanıcı olan bireyler oluyor. Bu karar anları bizim için çok önemli ve artık “mikro anlarımız” var. Her an bir karar vermek zorunda kalıyoruz, mobil ve çevrimiçi olduğumuz süre boyunca bir içerik tüketme, sosyal medyada zaman geçirme, satın alma gibi pek çok konuda.

Mikro anlar: Her zaman mobil!

Google tarafından “mikro anlar” üstüne yayınlanan bir raporda, kullanıcıların satın alma kararlarını bir fiziksel mağazada bile olsa mobil cihazları üstünden araştırarak veriyorlar. Hayatta bir problemle karşılaştığımız anda, hemen mobil cihazımıza yöneliyoruz ve bir arama yapıyoruz. Her 2 kişiden 1’i, karşılaştığı bir sorunu mobil olarak aramaya yöneliyor. Yolda lastiğiniz patladığında ne yapmanız gerektiğinden tutun, tatilde nereye gitmeniz gerektiğine kadar bir anlık kararlar söz konusu.

Mikro anlarla ilgilenen tek şirket tabii ki Google değil. Kleiner Perkins Caufield& Byers (KPCB) da bir araştırma yaparak mikro anların bizim için ne denli kıymetli olduklarını araştırmış. Mobile ve mikro anlara hayatımızı kolaylaştırması için bağlıyız. Anımızı değerlendirmek için teknolojiyi kullanıyoruz. Rakamlar her zaman çok çarpıcı. Yüzde 84’ümüz araba kullanırken navigasyon kullanıyor, yine çok yüksek oranlarda mikro anlarda haberleri takip ediyor, Twitter’ımızı kontrol ediyor, etkinlikleri, konserleri ve sosyal aktiviteleri bu mikro anlarda yakalamaya çalışıyoruz. Yüzde 46’ımız ise toplu taşıma bilgilerini, uçak ya da otobüslerin kalkış saatini mikro anlarda kontrol ediliyor.

Bir mikro anlar hikayesi…

Diyelim ki, uçağa binerek bir toplantı için İstanbul’dan Ankara’ya gitmeniz gerekiyor. Arabanıza atladınız, navigasyon uygulamanızı açtınız. Bu ilk mikro anınız, araba kullanırken aynı zamanda yol bilgisi alıyorsunuz. Hemen bir seçim yapmak zorundasınız. Hangi yolu tercih etmelisiniz, hangi yol açık. Birinci köprüden mi, yoksa ikinci köprüden mi gitmelisiniz? Bu arada haberlere de bakmanız gerekiyor. Akıllı telefonunuzdan haber uygulamasına geçmeniz gerekiyor. Bir yandan da araba kullanıyorsunuz, yeni tweet’lere göz atarken, yol güvenliği ve emniyetini de gözden kaçırmamanız gerekiyor. Belki de mikro anların hayatınıza etki edecek kadar önemli olması bu yüzden. Yoldan gözünüzü ayırmamalısınız! Arabadan inince, online check-in işlemleri. Çünkü sırada beklemek istemiyorsunuz, bir mikro an işlemi de sizi dertten kurtarıyor. Uçağa geçmeyi beklerken telefonunuzdan yine bir karar veriyorsunuz, belki de kart ya da cüzdanınızı evde unutmuş olsanız bile mobil cüzdanınızı kullanarak bir e-ticaret sitesi üstünden eşinize çiçek gönderiyorsunuz. Toplantı için Ankara’da olacağınızdan biraz uzak kalacaksınız. Çiçek fikri iyi! Çok uzak değil, yakında iç hat uçuşlarında da internetimiz olacak. İnternetsiz uçmak zor ama uçuş güvenliği için telefonunuzu kapattığınızda o mikro anları kaçırdığınızı hissetmeye de başlayacaksınız. En azından birkaç mail okuyabilir, gündemi takip edebilirdiniz. Bununla birlikte akıllı telefonlarımızın pil ömrü de burayı en çok etkileyen  faktörlerden, mikro anları değerlendirmemiz mobil cihazlarımızın şarj durumuyla yakından ilgili. İşte tüm bu mikro anların hayatımıza ne kadar çok girdiği ve aslında mikro anların, birleşerek tüm anımızı, hayatımızı doldurduğu günler yaşamamız çok normal.

1995 yılında sadece 80 milyon telefon varken, bugün 6 milyara yakın mobil cihaz kullanıcısı var. Dünya nüfusunun dağılımına göre baktığımızda, her 7 kişiden 1’i bir mobil cihaza sahip. Bu da hayatımızı, arama motorlarını, web sitelerini, sosyal medyayı hatta tüm hayatlarımızı mobile çeviriyor. Hayatımıza girmeye hazırlanan 4G, 5G gibi teknolojiler, kablosuz ağ (Wi-Fi) alanlarının artık her yere yayılması bizi giderek daha bağlı (connected) kılıyor. Kısacası yaşam şeklimiz mobilleşiyor. Web sitelerimizi geçen yıllar içinde nasıl birer birer “mobil uyumlu” hale getirdiysek, kendimizi de mikro anlarla daha mobil hale getiriyoruz.

 Sami Eyidilli